Bilgi Deposu

Paylaştıkça...


Hediye seçimi

Hediye seçimi birçok kimse için hiç te kolay olmayan birşeydir. Genellikle özel günler dışında çok fazla hediye almayız. Özel günlerde ise birinden kaçarsınız diğeri gelir sizi bulur. Aslında özel günleri beklemeden arkadaşlarınıza hediye vermeniz ilişkilerinizi pekiştirmenizde yardımcı olur. Bakınız hediye seçerken işinizi kolaylaştıracak ve doğru hediyeyi almanızda size yardımcı olacak bazı tüyolar.

Hediye alacağınız kişiyi can kulağıyla dinleyin
Hediyenin gideceği kişiyle televizyonda reklam izleyin. Hangi reklamların onu heyecanlandırdığını gözleyin. Ya da o kişiyle bir alışveriş merkezine, dolaşmaya gidin. O vitrinlerin önünde durduğunda ilgisini çeken ürünleri aklınızın bir köşesine yazın. Hediye almadan önce birinci göreviniz, onun gerçekte ne istediğini saptamak.

Hediye alacağınız kişinin yakınlarına danışın

Eğer hediye almak istediğiniz kişiyle o dönemde fazla görüşme olanağınız yoksa, yakınlarıyla irtibat kurun. En yakın arkadaşı, kardeşi ya da iş arkadaşları size önemli ipuçları verebilir.

Hediye alacağınız kişiye doğrudan sorun
Eğer onun ne istediğini hiç öğrenemiyorsanız ve o da zor beğenen bir kişiyse, ona doğrudan sorun. Evet, bu sürprizi ortadan kaldırır ve karşınızdakini mahcup edebilir ama ona istemediği bir şey almanızdansa, sormanız daha anlamlı.

Ve asla unutmayın
“siz ne alırsanız alın, beğeneceğini” söyleyenler, “sadece hatırlaman önemli” diyenler, “hiç bir armağan istemediğini” söyleyenlere kanmayın.

Şu armağanlardan ısrarla kaçının:

Alaycı armağanlar
Örneğin babanıza hiç bir zaman dışarıda giyemeyeceği “Yılın Babası” yazılı bir t-shirt almayın. Ama ilk kez baba olacak bir arkadaşınızın heyecanına katkıda bulunmak için, sembolik değeri yüksek bulunabilecek bir “Yılın Babası” t-shirt’ü alabilirsiniz.

Giyim kuşam
Bedenini tam bilmediğiniz kişilere asla giysi almayın. Bir de onlara alınan şeyi doğru bedenle değiştirmek gibi bir yükümlülük verirsiniz. Böyle durumlarda hediye çekini tercih edin.

Biblolar
Özellikle biblolara düşkün birine bu tür armağanlar alabilirsiniz. Öbür türlü biblolar pek bir işe yaramaz, onları nereye koyacağını kimse tam olarak bilemez.

Saldırgan armağanlar
İnsanların kusurlarını yüzlerine vuracak armağanlardan kaçının.

Aslında kendiniz için istediğiniz armağanlar
Kendinizi mutlu etmeye değil, karşınızdaki mutlu etmeye çalışın. Kendi zevkinize göre armağan seçmekten vazgeçin.

Evcil hayvanlar
Bırakın, evcil hayvanını kendisi seçsin. Evcil hayvan almak büyük sorumluluktur. İlla ki alacaksanız, balık gibi bakımı nispeten kolay olanları seçin.

Hediye alırken işlevine ve hayal gücü içermesine dikkat edin
Karşınızdaki kişi sürekli yenilik peşinde ise, ona bir dil kursu, dans kursu ya da tenis kursu ayarlayabilirsiniz. Çok gitmek istediği bir konser için bilet armağan edebilirsiniz. Mutlaka işine yarayacak “naif” dekorasyon malzemeleri alabilirsiniz. İnternete düşkünse ilginç bir domain adı, oyun seviyorsa son moda masa üstü oyunları, sevgi ifadelerinden hoşlanıyorsa ilginç ve tatlı yiyecekler de armağan edebilirsiniz. Nadide şeyler peşinde koşanlar için ise en iyi armağanlar, o kişinin yıllardır arayıp bulamadığı bir albüm, ya da kitabı bulup buluşturup almaktır.

Bir kişinin size yalan söylediğini anlayabilir misiniz? Yalan söyleyen kişi ne tür davranışlarda bulunur?

  • Yalan söyleyen kişi göz temasında bulunmamaya çalışır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.
  • Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.
  • Soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyor veya avuçları aşağı dönüktür.
  • Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir. Bunun haricinde bedeniyle pek temas kurmaz.
  • Verdigi cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.
  • El ve kol hareketleri ile soylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır.
  • Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
  • Genellikle yalan söyleyen kişinin sırtı dik pozisyonda değildir.
  • Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir.
  • Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.
  • İşaret parmağını ikna etmek istedigi kişiye yöneltmez.
  • Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.
  • Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
  • Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder.
  • Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder.
  • Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz.
  • Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.
  • Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.
  • Bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz.
  • Konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır.
  • Haksız yere suçlandığına sinirlenmez. ‘gerçegi söylemek gerekirse’, ‘dürüst olmak gerekirse’ ve ‘neden yalan söyleyeyim ki’ gibi cümleler kullanır.
  • Soruyu önceden düşünmüş ve cevabı hazırlamıştır.
  • Sorunuzu tekrar etmenizi ister ya da soruya soruyla karşılık verir.
  • Konuşmasına, ‘yanlış anlamanı istemem ama’ gibi bir cümleyle başlar.
  • İlginizi dağıtmak için şaka yapar ya da dalga geçer.
  • Daha ayrıntılı açıklama gerektiren konuları sıradan bir şeymiş gibi aktarır.

Hızlı okuma teknikleri

Öncelikli olarak hızlı okumanın anlama kabiliyetini azaltmadığı aksine artırdığını belirtmek gerekiyor. Normal hızla okuyan bir kişi dakikada 200 kelime okuduğunda bunun %60′ını aklında tutabilirken hızlı okuyan bir kişi dakikada 800 kelime okuduğunda okuduğunun %80′inden fazlasını hatırlayabilir. Bunun sebebi ise, daha hızlı okuduğunuzda beyin konunun bütünlüğünü daha kolay kavrar, siz de zaman ve enerjiden tasarruf etmiş olursunuz.

Hızlı okuma için bazı temel teknikler:

Bütünlüğü korumak

Okumayı yavaşlatan unsurlardan biri kelimeleri anlamaya çalışmaktır. Kelime kelime okumak ve anlamadığınız cümleyi tekrar okumak sizi yavaşlatır. Oysa okumanın akışını bozarsanız okuduğunuzu anlamanız güçleşir. Akışı bozmadan daha hızlı okuyabilmek ve anlayabilmek için kelimelere değil kelime gruplarına odaklanmalısınız, örneğin bir kitabı okurken her satırda iki adet nokta belirleyip gözlerinizi o noktalar arasında kaydırarak o nokta çevresindeki kelime grubunu görebilirsiniz. Buna kelimeleri değil fikirleri görmek te denilebilir.

Sayfanın konumu

Okuduğunuz metin ile göz arasında uygun bir mesafe bırakılmalısınız. Metni gözünüze gereğinden fazla yaklaştırırsanız okuma bütünlüğünü bozulur ve hızınız yavaşlar. Sayfayı gözünüzden uzaklaştırıp yakınlaştırarak hızlı okuma denemeleri yapabilirsiniz. Ayrıca sayfaya herzaman dik açı ile bakmalısınız.

Okurken sadece gözleri kullanmak

Bazı insanlar okurken aynı zamanda okuduklarını söyleme gereği duyarlar. Bu şekilde okuduklarını daha iyi anladıklarını düşünürler. Aslında bu, beyni gereksiz yere meşgul etmekten başka birşey değildir. Düşünmek konuşmaktan hızlıdır ve siz düşünme hızınızı konuşma hızına düşürmüş olursunuz.

Ne okuduğunu bilmek

Okuma ve anlama hızını artırmak için ne okuduğunuzu bilmeniz çok işinize yarayacaktır. Bir metni okumaya başlamadan önce o metinden ne almak istediğinizi bilirseniz istediğinize daha kısa yoldan ulaşırsınız. Roman okumak gazetede bir köşe yazısı okumaktan farklıdır. Romanda anlatılan çevreyi tahayyül eder, karakterlerin betimlemesini yaparsanız okuma hızınızdaki artışı gözlemleyebilirsiniz.


Kaç defa beyninizin durduğunu, çalışmadığını hissettiniz? Patrona birşey sunmanız veya yazı yazmanız gerektiğinde genellikle neden bu durum ortaya çıkıyor?

James Thorton’a göre bunun nedeni yaşlandıkça hafıza gerilemesi değil. Sadece bilişsel zekamızı geliştirme ihtiyacından dolağn bir uyarı..

Bu yüzden düşünmeye biraz ara verip daha iyi düşünmek ve yaratıcı zekanızı geliştirmek için yapmanız gereken 15 tavsiye sunuyor..

Zekanızı parlatan öneriler


1. Doğru zamanlama yapın. Çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu geç insan ise öğleden sonra daha net düşünür. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin.

2. İyi bir eğitim alın fakat abartmayın. Psikolog Dean Keith Simonton, okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu söyler. Ardından artan bir şekilde, mezuniyete odaklanma yaratıcılığı düşürür. “Etkili yazmada psikiyatrist olarak büyük bir yazar olmazsınız.”

3. Konfiçyüsü dinleyin. Bir numara “hafıza yardımı” hafıza araştırmacılarının kendileri tarafından kullanılır: Not edin. Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır”.

4. Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygıya meyilli iseniz; bu bir işe yaramayabilir..

5. Var olanlar için yeni hafızaları sağlama bağlayın. Michigan Üniversitesi Bilişsel Araştırmacı Denise Park, “Varolan hafızanızın yeni bilgilere uyum sağlayan bir darağacı olarak düşünün. Yeni bilgileri ayrılan alanın dışında bırakmayın. Özel olarak, hafıza kaybı için ilaç var mıdır diye sordunuz. Hafıza kaybı için herhangi bir reçeteli ilaç olup olmadığını bilmiyorum" diyor.

6. Uygulama yapın. Yeni becerileri öğrenme ve sürekli uygulama yapma beynin internal organizasyonunu değiştirmek için ortaya çıkar. Bir çalışma, periodik eğitim dönemlerinin 70 yaşlarında olan gönüllülerin, 7 yaşlarındayken sahip olduklarından daha iyi bilişsel ve hafıza becerilerine yardımcı olduğunu gösteriyor. “uygulama gerçekten işe yarar” der National Institute on Aging’te emeritus psikolog Len Giambra.

7. Fikirlerinize bir şans verin. Çoğumuz gerçekleri çabucak değerlendirme ve çabucak “gitme veya gitmeme” kararı vermede kabiliyetlerimiz için ödüllendiriliriz. Yaratıcılık daha fazla acele etme ve heyecan ister.

8. Entelektüel bir iş ve zeki bir eş seçin. Polonya’dan merak uyandırıcı çalışmalar, kariyerleri entelektüel bir egzersiz isteyen kişilerin yaşamlarında yüksek bilişsel seviyeye sahip olduklarını sunuyor. Ve zeki biri ile evlenme başarınızın devamını sağlar.

9. Yaratıcılık, genellikle bir alandan diğer bir alana adapte olma çözümleri için beceriyi özetler.

10. Leonardo’dan öğrenin. Yazar Michael Gelb, yeni kitabında Leonardo Da Vinci gibi nasıl düşünülür, en büyük Rönesans adamında işe yarayan bazı beyin geliştirme stratejilerini sunuyor. Ormanı öğrenme ve ters elinizle resim çizme gibi konuları da içeriyor.

11. Dikkatinizi verin. Sadece toplantıdan birkaç saniye sonra bir kişinin adını unuttuğunuz oluyor mu? Problem hafıza değil, konsantrasyondur. Yaşlanırken, bilinçli olarak hafıza bankamıza kendi kendimize bilgi koymamız gerektiğini hatırlamalıyız.

12. Mozart dinleyin. Wolfgang’ın müziğine maruz kalan bir beyin daha kompleks bağlantılar geliştiriyor. Bu da daha fazla bilgi için daha hızlı, entegre olmuş erişime izin veriyor.

13. Zekânızı geliştirmek için vücut egzersizi yapın. Uzmanlar, aerobik antrenmanın okul performansından sinir iletim hızına kadar her şeyi geliştirdiğine inanıyorlar. Egzersiz gerçekten yapılmasını mantıklı kılan birçok yarara sahip.

14. Yeni şeyler deneyin. Yaşamının sonuna yakın, empresyonist ressam Henri Matisse, fırçaları harika kâğıt kesikleri serileri yaratmak için kullandığı makas ile değiştirerek sanatını tekrardan canlandırdı. Yaratıcı Davranışlar Dergisi editörü Psikolog Dean Keith Simonton, bu gibi deneyimlerin yaratıcılığın başarılı niteliği olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Yaratıcı ve yaratıcı olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada temel farkın birinin yeni şeyler öğrenme konusunda daha açık olduğunu diğerinin ise olmadığını gösterdi.

15. Dikkat dağılma olayını sonlandırın. Alakasız uyarıcılar tarafından bombardıma tutulursanız, odaklanmanız çok zor olur. Kesinlikle bir şeyi yapmalıysanız ( örneğin bir raporu tamamlama) telefonun fişini çekebileceğiniz ve konsantre olabileceğiniz bir otel odası kiralamayı deneyin.
Tutkularınızın peşinden gitmeyi sakın unutmayın! Son günlerde bir Hollandalı psikolog satranç ustalarını santranç büyük ustalarından neyin ayırdığını bulmaya çalışıyor. Her gruba test uyguladı- IQ, hafıza, boyutsal akıl yürütme-. Onlar arasında test farklılığı bulamadı. Tek farklılık büyük ustaların satrançı daha çok sevmeleriydi. Ona karşı daha tutkulu ve daha çok bağlıydılar. Tutku, yaratıcılığın anahtarı olabilir.

Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.

  1. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmezmi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.
  2. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır.
  3. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi.
  4. “Çoktan unuturdum seni çoktan
    Ah bu şarkıların gözü kör olsun”

  5. Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır.
  6. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır.
  7. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur.
  8. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.
  9. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmayın. Mutlaka unutacaksınızdır. Bir çok kişi unutamam sanmış ama unutmuştur.
  10. “bir rüyadır gelir geçer
    her aşk bir gün hayal olur
    unutulmaz denen günler
    unutulur unutulur..”