Bilgi Deposu

Paylaştıkça...


Laser epilasyonu güzellik merkezi olarak tanımlanan ve doktorlar tarafından
işletilen sağlık kurumlarında yaptırabilirsiniz. Dermatoloji uzmanları,
plastik cerrahi uzmanları yada medikal estetisyen hekimler bu merkezleri
kurma yetkisine sahiptirler.Sadece ruhsatlı çalışan bu merkezler laser
uygulamaları yapabilmektedirler.laser epilasyon

 

En önemli ayrıntı, kuaför ya da güzellik salonlarında ehliyetli olmayan
kişilere bu uygulamaların yaptırılmamasıdır. Çünkü bu kuruluşların laser
kullanma yetkisi yoktur.

SIK SORULAN SORULAR

  • Laser güvenlimidir?
    Tıbbın önemli teknolojik buluşlarından olan laser son 30-40 yıldır
    gelişerek bir çok alanda (göz ameliyatlarından diş dolgusuna kadar)
    güvenle kullanılmaktadır.Bu kullanım alanlarından bir yenisi de laser
    epilasyondur. Doğru vakada doğru doz seçilerek güvenli kullanım
    sağlanır.Laserin birikici etkisine(Kanser yapıcı) rastlanmamıştır. FDA(Amerikan
    gıda ve ilaç dairesi) onaylı cihazlar ABD ‘den İngiltere’ye,
    Avustralya’ya kadar birçok gelişmiş ülkede kullanılmaktadır.
  • Laser nasıl epilasyon yapar?
    Laserin epilasyon yapma mekanizması; milisaniyelik atışlarla cilde
    uygulanan laser ışını, çevre dokuya zarar vermeden cildi geçerek seçici
    olarak kıl kökünde yoğunlaşır, burada ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip
    eder.Kıl kökü kıl üretme kabiliyetini kaybeder.
  • Laserin geleneksel yöntemlere üstünlüğü nedir?
    Tüm dünyada yaygın kullanımı ile elde edilen deneyimler, laserin diğer
    yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Kalıcı
    olması,yok denecek kadar az acı oluşturması, kısa sürede büyük alanlarda
    uygulanabilmesi,özel bakım gerektirmemesi diğer üstün özellikleridir
  • Laser epilasyon nasıl uygulanır?
    Tedavi edilecek alan temizlenir. Bu bölgedeki uzun kıllar kısaltılır.
    Laser enerjisi deriden geçip tüy folikülündeki pigment tarafından
    emilir. Saniyeden daha kısa sürede tedavi edilen kıl kökleri etkisiz
    hale getirilir. Tedavi edilecek alanın genişliğine bağlı olarak işlem
    birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Tedaviden sonra, en fazla
    bir birkaç gün içinde kıllar kendiliğinden dökülür.işlemden hemen sonra
    günlük aktivitelere başlanabilir.
  • Neden birden fazla seans gerekmektedir?
    Vücudumuzdaki kılların, doğum,gelişme ve ölüm gibi farklı yaşam evreleri
    vardır.Aynı bölgede farklı evredeki kıllar bir arada bulunmaktadır.
    Kılın lasere en duyarlı olduğu evreyi bulmak için , laser uygulaması
    belli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Seans sayısı kişiden kişiye ve aynı
    kişide farklı bölgelerde değişmektedir.
  • Laser epilasyonun alternatifi var mıdır? Evet,
    kalıcı olmayan traş,tüy dökücü kremler,ağda gibi metotlar alternatif
    yöntemlerdir.İğneli epilasyon kalıcı bir yöntemdir fakat ağrılıdır,uzun
    zaman alır,geniş alanlarda uygulama zordur,yapana çok bağımlıdır ve
    doğru uygulanmazsa leke bırakma ihtimali fazladır.
  • Laser epilasyon öncesi nelere dikkat edilmelidir?
    Uygulamadan en az 1 ay öncesine kadar ağda,cımbız gibi yöntemlerle
    kıllar kökünden yolunmamış olmalıdır.Son Bir, bir buçuk ay içinde
    solaryuma gidilmemiş,güneş banyosu yapılmamış olmalıdır.Deri uygulama
    esnasında bronz olmamalıdır.Bayanlarda adet döneminde uygulama ağrılı
    olabileceğinden tercih edilmez.
  • Laser epilasyon esnasında ne olmaktadır?
    Laser cihazı laser ışınlarını oluşturarak el aletine gönderir.El aleti
    yardımı ile bu enerji istenilen boyuttaki deri bölgesine
    aktarılır.Enerji kıl tarafından tutulurKıl kökünde çok kısa süreli 65 C
    kadar ısı oluşur.Buda kıl kökünü bir daha kıl oluşturmayacak şekilde
    tahrip eder.Uygulama sonrası bölgeye nemlendirici özel kremler
    uygulanır.Aşırı kızarıklık oluşursa soğuk kompres aralıklı ve kısa
    süreli uygulanmalıdır. Laser epilasyon ağrısız mıdır?
    Hem evet hem hayır.ilk atışlarda hafif bir ağrı yanma, batma hissi
    olabilir.Daha sonraki atılşlarda bu his çoğunlukla kaybolur.Çoğu hasta
    bunu iç çamaşırın lastiğinin çarpma hissi gibi tanımlamaktadır.Çok ağrı
    duyulursa seans öncesi anestezik krem uygulaması yapılabilir.
  • Alexandrite laser nedir? 
    Alexandirate laser 755 nanometre dalga boyundaki ışınlardan
    oluşmaktadır.Bu dalga boyu kılın yapısında bulunan melanin
    pigmenti(siyah boya maddesi) tarafından yoğun şekilde emilen ışın
    demetlerini içerir.Bu sayede laser epilasyonla amaçlanan kıl kökü
    tahribatı sağlanabilir.Alexandrite laser ışınları diod ve Nd-yag
    laserlere göre melanin pigmenti tarafından daha yoğun emilmektedir bu
    durum epilasyon için avantaj sağlamaktadır.
  • Pulse süresi ne anlama gelmektedir? 
    Bu özellik enerjininin zamana yayılarak cilde uygulanması anlamına
    gelir.Etkin dozları cilt tipine göre ayarlanabilmesi bu özellik
    sayesinde olmaktadır.Böylece cilde zarar vermeden kıl kökü güvenli bir
    şekilde tahrip edilebilmektedir.Uzun pulse süreleri koyu ciltlere
    uygulama imkanı sağlamaktadır. Kaç seans gereklidir?
    Laser enerjisi sadece büyüme dönemindeki kıllara etki ettiğinden
    ortalama 6-8 seans tekrarı gerekli olmaktadır.Seans sayısı kişisel
    farklılıklar gösterebilir.Seans aralıkları bölgeye ve kişiye göre
    değişmekle birlikte ortalama 45 gündür.
  • Sonuçlar kalıcımıdır?
    Yeni jenerasyon laser uygulamaları 1990 lı yılların sonundan beri etkin
    olarak uygulanmaktadır. Şayet uygulanan bölgede başarılı sonuç alınmışsa
    bu sonuç sonraki zaman içinde de devam etmektedir. Aksini idda eden
    bildiriler yoktur. Bu sebeple laser epilasyon kalıcı bir yöntem olarak
    kabul edilmektedir. Laser epilasyon tedavisi sonuçlarına ait resimler
    için
    .
  • Uygulanan bölgede deriye hasar verir mi?
    Genel anlamda deride bir hasar oluşmaz.Sadece uygulanan bölgede geçici
    bir kızarıklık, kıl diplerinde hafif şişlik oluşabilir.Bu saatler içinde
    kaybolur.Nadiren birkaç gün sürebilir.Bölgeye kısa süreli soğuk
    uygulaması ve özel nemlendirici kremler problemi genellikle
    çözer.Çoğunlukla evde bir iki gün krem uygulaması devam ettirilir.Çok
    hassas ciltlerde yada yüksek doz laser uygulamalarında yüzeyel
    kabuklanma gözlenebilir.Çoğunlukla bu kabuklanma günler içinde özel krem
    uygulamaları ile kaybolur.
  • Hormon bozukluğu olan kadınlarda laser epilasyon yapılır mı?

    Hormon bozukluğunun en sık karşılaştığımız sebebi; polikistik over
    sendromu diye tanımladığımız aşırı tüylenme ve adet düzensizlikleri ile
    birlikte görülen hastalıktır. Böyle bir hastalık varsa tedavisinin
    başlanması ve oluşmuş olan kılların laser epilasyonla yok edilmesi en
    doğru yoldur.Tüm hormon bozukluklarında tıbbi tedavi öncelikli
    yapılmalıdır.Var olan tüyler laser epilasyonla yok edilir.
  • Gebelik döneminde laser epilasyon yapılır mı? 
    Hamilelik döneminde laser epilasyon yapılmasını önermiyoruz.Bu dönemde
    değişen hormonal denge nedeniyle başarı oranı düşmektedir.Vucuttaki ödem
    sebebiyle işlem daha ağrılı olabilmekte ve yüksek düzeydeki bazı
    maddeler pigmentasyonda artışa buda leke ve yanık riskinde artışa sebep
    olabilmektedir.Bebek üzerine gösterilmiş yada bilinen bir yan etkisi
    yoktur. Bu sebeplerden gebelere uygulama yapmayı önermiyoruz.
  • Erkeklerde laser epilasyon yapılır mı? 
    Erkeklerde artan oranlarda laser epilasyonu tercih etmektedir.Uygulamada
    sakınca yoktur.
  • Laser epilasyon ekonomik midir? 
    Evet klasik yöntemlere göre uzun dönem düşündüğünüzde hem ekonomik hem
    de pratiktir.
  • Seans aralıkları nasıl olmalıdır?
    Laserlerde en etkin tedavi aralığı 45 gündür.Mavi ışık (ppx) bunlardan
    farklı bir sistem olup 30 günde bir uygulanmaktadır.
  • Tedavi sonrasında iz kalır mı?
    Laser epilasyon uygulaması sonucu ciltte kızarıklık görülmesi beklenen
    bir durumdur. Normalde uygulamayı takip eden bir kaç saat ila birkaç gün
    içerisinde tamamen kaybolur..Hemen epilasyonun ardından kişinin
    güneşlenmesi veya solaryuma girmesi, kalıtımsal pigmentasyon problemi
    bulunması gibi özel durumlarda ciltte açık veya koyu renklenmeler
    görülebilir. Genel olarak bu vakalar geçicidir ve zaman içerisinde
    geride hiçbir iz bırakmadan kaybolur.
  • Sedef hastalarında laser epilasyon yapılabilir mi?
    Sedef plaklarını artırabileceği yönünde bilgiler vardır. Yapılmaması
    doğrudur.

Avusturyalı bilimadamları tarafından yapılan bir araştırma,
aynı yatakta uyuyan çiftlerden erkeklerin beyin gücünün azaldığını gösterdi.

New Scientist dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, geceyi aynı yatakta
geçiren çiftlerden uykusu alt üst olan erkeğin, ertesi gün akli yeteneği
zayıflıyor.

Kadın ise uykusu daha derin olduğu için yatağı paylaştığı erkek gibi olumsuz
etkilenmiyor.

Araştırmada 20′li yaşlardaki çocuksuz çiftleri inceleyen Viyana
Üniversitesi’nden Profesör Gerhard Kloesch ve arkadaşları, her çiftten 10 gece
birlikte, 10 gece ayrı uyumalarını istediler ve sonuçları kıyasladılar.

Ertesi gün çiftlerden bazı kavramsal testlere yanıt vermesini isteyen ve
stres hormonu seviyesini kontrol eden araştırmacılar, erkeklerin gece yanındaki
kadından daha iyi uyuduğunu söyleseler de, testlerde en kötü dereceyi
yaptıklarını ve sonuçların aslında rahatsız ve huzursuz uyuduklarını
gösterdiğini belirledi.

Avusturyalı bilimadamları, daha derin uyuyan kadının erkek gibi olumsuz
etkilenmediğini saptadı.

Araştırmayı değerlendiren İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nden uyku uzmanı
Dr. Neil Stanley, “İnsanın tarihini düşünürsek, aslında aynı yatakta uyumamamız
gerekir. Bunu yapmak acayip birşey. Gürültü çıkaran birisiyle aynı yatakta
uyumak ve yorgan için sürekli mücadele etmek pek akla uygun değil” dedi.

Klimasız
ortamda nasıl serinlersiniz?

“Eskiden klima mı vardı?” diyenler çıkacaktır. Ama klima artık o
kadar hayatın içindeki Klimasız ortamlarda sıcaklara katlanmak çoğu
insan için oldrukça zor. Sayacağımız öneriler sizi klimasız bir evde
bile serin tutmak konusunda işinize yarayabilir..

1. Ev içinde hava dolaşımını sağlamak için
vantilatör ve tavan pervanesi kullanın. Sıcak
havayı dışarı atmak için kapıları açmak ve
vantilatör kullanmak bir “egzoz” sistemi olarak
görev yapabilir ev içindeki her şeyi biraz daha
serinletebilir. Daha serin olan akşamlarda bütün
pencereleri açın ve mümkün olduğu kadar çok hava
dolaşımına izin verin. Güneş doğduğunda ise evi
mümkün olduğu kadar uzun süre serin tutabilmek
için bütün kapı ve pencereleri kapatın; perde ve
panjurları da kapattığınızdan emin olun.
Akşamları veya geceleri hava tekrar
serinlediğinde de camları ve vantilatörleri
tekrar devreye sokun.

su

2. Suyun serinletici gücünden faydalanın.
Kovalara su doldurup ayaklarınızı ıslatın. Islak
havlu ve bandanalar baş üzerine veya omuzlara
konduğunda serinletici bir etki yapar. Serin
duşlar alın, soğuk suyla dolu bir şişeden su
püskürtmeyi deneyin.

3. Aşağılara inin. Sıcak hava yükselir, bu
yüzden üst katlar altlardan daha sıcak
olacaktır. Bodrum katı öğlen sıcağından iyi bir
kaçış yolu olabilir.

4. Fazla sıcaklık kaynaklarını yok edin.
Ampuller gereğinden fazla ısı yayar, tıpkı açık
bilgisayarların yaptığı gibi. Ocak kullanmaya
gerek kalmaması için taze yiyecekler tüketin.

5. Belli bir miktar suyu vücutta tutmaya dikkat
edin, yani hava sıcak değilken tükettiğinizden
daha fazla su tüketin. Eğer çok fazla
terliyorsanız, elektrolitlerin yerine yenilerini
koymak için ya yemeğinizin yanında bol su içmeli
ya da elektrolit sağlayıcı özel içecekler
içmelisiniz. Susamak dehidrasyonun ilk
belirtisidir; bunu engellemek için susamadan
önce yeteri kadar su ya da sıvı almalısınız.

6. Alkol ve kafeinden kaçının, bu iki madde de
idrar söktürücü görevi yapar ve dehidrasyonu
teşvik eder.

7. Ev yapımı bir klima için, açık bir
soğutucunun ya da bir kase buzun arkasına konmuş
vantilatörün önüne oturun.

8. Sıcak artık dayanılmaz bir hal almışsa, günün
en sıcak saatleri boyunca klima sistemi olan
halka açık yerlere gidin. Kütüphaneler,
alışveriş merkezleri ve sinemalar serinlemek
için iyi birer yer olabilir.

9. Metabolik ısıyı artıracak ve vücudun
ısınmasına sebep olacak olan büyük porsiyonlu ve
fazla proteinli yiyecekler tüketmeyin.

10. Sıcakla ilgili acil durumlar, kramplar,
güneş çarpması gibi ısıya bağlı rahatsızlıkların
belirtileriyle ilgili bilgi sahibi olun. Acil
durumlarda ambulans arayın ve hastayı yardım
gelene kadar serin tutmaya çalışın.

11. Son olarak, ev hayvanlarının da hava
ısındıkça rahatsız olduklarını unutmayın. Onlara
soğuk duş aldırmak vücut ısılarını düşük
tutmakta yardımcı olur. Üzerinde yatabilecekleri
serin bir havlu veya vantilatörün hemen yanına
koyacağınız ıslak bir bez hayvanınızı
serinletecektir. Onlara içmeleri için bol soğuk
su sağlayın. Bir ev hayvanında sıcak çarpmasının
belirtileri nefes nefese kalma, büyük gözler,
çok fazla sayla salgılamak, sıcak cilt, seğiren
kaslar, kusma ve göz kamaşmasıdır. Eğer
hayvanınız bu belirtileri gösteriyorsa
veterineri arayın.

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye
sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi,
Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin
listesini açıkladı.

BADEM (Kalbi koruyor) : Her gün, bir çay fincanın
yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin.
Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir 
besin olan badem,
kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor.
Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin
düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

KAHVE (Diyabeti önlüyor): Günde iki fincan kahve,
özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı
vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma
riskini yüzde 
35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor.
Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin
kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
TARÇIN (Sinirleri rahatlatıyor): Her yemekten sonra
içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı 
yemek
istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya
ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir
sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan
Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini
unutmayın.

PATATES(Akciğer kanserinden koruyor):
 Antioksidanlar
yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100
besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve
kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir
şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

SEBZE ÇORBASI (Kaslar için faydalı):
 
Doyurucu ancak
kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir
numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından
zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum,
sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca
vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500
miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam
bir ters etki yaratıyor.

ZEYTİNYAĞI (Kansere karşı birebir): Zeytinyağı kanser
riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında,
hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını
ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL)
oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında
120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

ÇAY(Kanseri engelliyor): Siyah veya yeşil olsun, çayın
her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay,
kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs
kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve
kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Kaynak:Hürriyet

Kalbin pompaladığı kan, atardamarlarda ilerleyip kılcal damarlara dağılarak dokulara ulaşır. Daha sonra gene kılcal damarlar yoluyla toplar damarlara geçen kan kalbe döner. Plazma denen sıvı bölümü büyük ölçüde su (yaklaşık %90), proteinler, tuzlar, glikoz, karbondioksit ve hormonlardan oluşur. Plazma dışında kalan bölümde alyuvar ve akyuvar denen kan hücreleri bulunur. Temel görevi bakterileri ve öbür yabancı maddeleri yok etmek alyuvarlar kanında genel olarak alyuvarlardan çok daha az sayıda bulunur. kanın en önemli işlevlerinden bir akciğerlere dolan havadaki oksijeni alarak dokulara kadar taşımaktadır. Dokuları oluşturan hücreler kan aracılığıyla aldıkları oksijeni yaşamsal süreçlerde kullanarak tüketir. Kanda oksijeni taşıma işini hemoglobin denen ve alyuvarlarda bulunan bir madde üstlenir. Bu maddenin yeterince bulunmaması anemi yada kansızlık adıyla bilinir. Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kansızlık bir hastalık olmaktan çok, hastalıkların yol açtığı bir belirtidir. Ama halk arasında, hatta hekimler için bile kansızlık denince nedeni ne olursa olsun vücutta hemoglobin miktarının azalması biçiminde ortaya çıkan bir hastalık olarak anlaşılır.

Nedenleri:

Kansızlığa yol açan temel mekanizmalar az sayıda ve basittir. Üç olasılık söz konusu olabilir. Alyuvarların yetersiz üretimi, kanamaya bağlı alyuvar kaybı ve alyuvarların dolaşım içinde aşırı yıkımı (hemoliz). Hemolize uğrayan, yani parçalanan alyuvarlardan kana dağılan hemoglobinin bir bölümü hemen böbreklerden atılır. Bir bölümü ise dönüşüme uğrar. Her iki durumda da artık oksijen taşıyamaz. Alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler kemik iliğinde üretilir. Kemik iliği sürekli kana yeni hücreler verir ve bunlar yaşlanarak parçalananların yerini alır. Alyuvarların ortalama dört aylık bir ömrü olduğu bilinmektedir. Kanama yada hemoliz nedeni ile alyuvar kaybedildiğinde, kemik iliği çalışma hızını normalin 8 kat üstüne kadar çıkararak kana çok daha fazla syılı hücre verir. Kayıp miktar kemik iliğini karşılama düzeyini aştığı zaman kansızlık ortaya çıkar. Sorun doğrudan alyuvarların yapısından da kaynaklanabilir. Bazen vücun kendiside alyuvarlara saldıran ve bu hücreleri yıkıma uğratan maddeler üretebilirler?

Hastane Adı: İstanbul Ü. Çapa Tıp Fak. Hastanesi
Telefon: (0212) 414 20 00
Faks: -
Adres: İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Çapa 34390
İlçe: FATİH
İl: İSTANBUL

Web Sitesi: www.itf.istanbul.edu.tr

Bu hastane şuan için online randevu sistemini aktif etmemiştir.

Randevu Telefon : (0212) 414 20 00

Online Randevu : www.itf.istanbul.edu.tr

Uyku Felci daha doğrusu halk dilinde Karabasan nedir ? Nasıl olur inceleyelim bakalım.

Karabasan denilen olay bir çok kişinin başına mutlaka gelmiştir. Bilimsel konuşmak gerekirse bir kaç kere uyku felci geçirmişsinizdir yani. Bende karabasanın sıklıkla ziyaret ettikleri arasındayım. Arasındaydım. Bu karabasanı yani uyku felcini bilmeyenlere hiç duymayıp, yaşamayanlara anlatmaya kalksam mutlaka önemsiz birşeymiş gibi algılayıp umursamayacaklardır eminim. 

Gecenin bir yarısı uyanıyorsunuz ve tuhaf bir acı çekiyorsunuz. Elinizden hiç birşey gelmiyor ne konuşabiliyorsunuz ne de yardım isteyebiliyorsunuz. Gözleriniz açık, kulağınız olan biteni duyuyor ama bedeniniz hareketsiz kalıyor yani felç oluyor. Tabi üzerinize binen ağırlıkta cabası.

  • Uyku felci: uyandıktan hemen sonra (hypnopompic felç olarak da bilinir) veya, seyrek olarak, uykuya dalmadan hemen önce bedenin geçici olarak hareket edememesi (felçolması) ile karakterize edilen bir durumdur.

Konu halk dilinde karabasan olunca herkesin mutlaka yorumu ve tavsiyesi oluyor. Bakın bakalım etrafımdakiler neler demiş bu olayın olmaması için; Uyumadan önce mutlaka dua oku, odanın duvarlarına resim yapıştırma, varsa çıkart, odana kuran’ı kerim koy ne bilim benzer şeyler söyleyip insanın aklını bulandırıyorlar.

karabasan-uyku-felci.png
Uyumadan önce dua okumayı filan denedim ama faydası olmadı geldiğinde de okuyorum yine tık yok. Bildiğimi bilmediğimi aklıma gelen herşeyi okuyup üflüyorum ama çare etmiyor. Sadece çabuk gitmesi için ya da uyku felcinin çabuk geçmesi için dua etmek kalıyor.. Tabi gecenizi ve uykunuzu berbat ettikten sonra çekip gidiyor. Sonra gelde uyu uyuyabiliyorsan. Ben bu olay yüzünden çok uykusuz kaldığımı bilirim. Önceleri biraz tırsıyordum ama sonradan alıştım gibi. 
:)Bu konuda tecrübeli bile sayılırım artık.

Ayrıca gelmemesi için de yapılacak hiç birşeyin olmadığını anladım. Yani ne zaman nerde olacağı hiç belli olmuyor. Şu sıralar kafam rahat bizim bölgeden gitti sanırım. Epeydir uğramıyor da. :)İşi gırgırına vuruyorum ama başına gelenler beni daha iyi anlar. Gerçekten zor anlar yaşatıyor insana.

Uyku felci hakkında merak ettiklerinizi buradan detaylıca öğrenebilirsiniz. Umarım sizlerin de başına gelmez diyorum.

Haydin iyi geceler.

 

/aLıntı/Henster.Org

Dün gece yediğiniz soğanlı ve yağlı yemeklerin tadı muhteşemdi değil mi? Ama şimdi nefesinizden siz bile rahatsız oluyorsunuz. Peki ne yapmalı?

Genelde sarımsak ve soğan yediğiniz zaman nefesiniz toksik bir hale dönüşür. Balıklar ve bazı peynirler de aynı etkiyi yapabilir. Devamlı açık havada, ağzınızı açık bir şekilde havalandırmaktan başka yapabilecekleriniz de var. Bazı kokular 24 saat boyunca kanınızda kalabilir, böylece sadece dişlerinizi fırçalamak tek başına işe yaramaz. Bu noktada nefesinizi tazelemeye yardımcı olacak yiyecekler tüketmeniz akıllıca olacaktır. Peki neler yiyebiliriz?


Limon: Bir limonu ortadan ikiye ayırıp emebilirsiniz. Eğer bunu yapmak istemediğiniz bir ortamdaysanız, bir sodanın içine dilimlerini atabilir. Sodanız bitince limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Daha da pratik olması için, limon aromalı şekerlerden tüketebilirsiniz. Aynı zamanda en pratik taşıma şekli şekerlerdedir.

Maydanoz: En sevdiğiniz makarna sosunda bulunan veya kebap yerken tükettiğiniz soğanları düşünün. Yanlarında tabağa konan maydanoz sadece göz zevkinize daha renkli bir hizmet yapmaktan da öte, aynı zamanda nefesinizi tazelemek için oradadır. Maydanozun nefesi tazeleme özelliği bulunur. Bunun yanında taze olmak kaydıyla, biberiye de etkili olabilir.

Elma ve aynı tazelikte olan armut, havuç ve turp da nefes tazelemekte ve temizlemekte etkilidir. İçerdikleri gıda lifi sayesinde tükürüğü temizler, aynı zamanda damakta tatlı bir tat bırakırlar. Eğer ağız kokusunu daha egzotik bir tatla çözmek istiyorsanız size önerebilecek bazı bahartlarımız var. Bugün hemen her marketin baharat bölümünde anason, kakule, kişniş, rezene bulabilirsiniz. Küçük kaplara doldurup masada yerlerini hazır edin. Tuz ve kırmızı biber gibi onların da her sofranızda yerleri olsun. Küçük miktarda tükeceğiniz bu baharatlar sayesinde yemek sonrası kahveniz bile ağzınızda daha sonra kötü bir tad bırakamayacak.

Nane Filizleri: Bu iki önerimiz de, sarımsak ve soğan kokularına karşı birebir etkildir. Fakt bunun yanında, tarçın kabuklarında bulunan özel bir yağ, ağızda bulunan bir tür bakteriyi yok eder. Tarçın veya nane aromalı sakız da benzer etkiye sahiptir. İçeriğinde xylitol bileşkeni olan sakızlar çürüklerini önlemeye yardımcı olur.

Yoğurt: Eğer gün boyunca yağlı ve kötü kokabilecek besinler tükettiyseniz lezzetli bir alternatifiniz var. Günde bir veya iki kere yiyeceğiniz yarım kap yoğurt ağız içerisindeki hidrojen sulfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur. Genelde ağzımızın içini çürük yumurta gibi kokutan da işte hidrojen sülfüttür. Yoğurdunuzu C vitamini açısından yüksek meyvelerle tatlandırabilirsiniz.

Başlıklar:

 

  • Uyku ilişkili kazalar kazalar açısından en çok risk altında olan sürücüler
  • Yolculuk öncesi öneriler
  • Uykulu sürücüler için öneriler


Trafik; yol, araç ve insan üçlüsünden oluşmakta, bunlardan herhangi birinde oluşan bozukluk trafik kazalarına neden olmaktadır. Trafik kazaları tüm ülkelerde önemli bir sorundur. ABD’de kazaların, 4. ölüm nedeni olduğu ve motorlu araç kazalarının %51 ile en çok ölüme neden olan kaza türü olduğu bildirilmiştir. Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan araştırmalarda adli olayların büyük bölümünü trafik kazalarının oluşturduğu görülmektedir. İstatistiklere göre 1998 yılında ülkemizde 440.149 trafik kazası olmuş, 4.935 kişi ölürken 114.552 kişi yaralanmıştır. Bu sayı olay yerinde ölenleri içermekte, kazadan sonra hastaneye kaldırılıp orada yaşamını yitirenleri içermemektedir. Oysa DSÖ kazadan bir ay sonraya kadar ölümleri trafik kazası ölümü olarak kabul etmektedir. Bu nedenle yılda büyük olasılıkla 10 bin kişin ülkemizde trafik kazası kurbanı olduğu söylenebilir.

Trafik kazalarında aşırı hız, alkol alımı, tehlikeli araç kullanmanın yanında uykusuzluk da önemli bir nedendir.

ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği Yönetimi yıllık tüm kazaların yaklaşık %1,5'inde temel nedenin uykusuzluk ve yorgunlukla ilişkili olduğunu tahmin etmektedir. İngiltere, Norveç ve İsviçre'de yapılan farklı çalışmalarda %1-16 arasında değişen oranlar bildirilmiştir.

Uyku ilişkili kazalar kazalar açısından en çok risk altında olan sürücüler;

a) Uykusu bozulmuş ya da yorgun sürücüler

  • Mola vermeksizin uzun süre araç kullananlar,
  • Gece, öğleden sonra ve normalde uyuduğu saatlerde araç kullananlar,
  • Uyku yapan ilaçlar ya da alkol alanlar,
  • Tek başına araç kullananlar,
  • Uzun, kırsal, sıkıcı yollarda araç kullananlar,
  • Sık yolculuk edenler,
İngiltere'de yapılan araştırmada uyku ilişkili kazaların saat 02.00, 06.00 ve 16.00 dolaylarında 3 pik yaptığı saptanmıştır .

b) Genç sürücüler

Uyku ilişkili kazaların geç kalma eğiliminde olan, az uyuyan ve gece araba kullanan gençlerde yaygın olduğu saptanmıştır. Kuzey Carolina'da bu tür kazaların %55'inin 25 yaş ya da daha genç kişilerce yapıldığı, sürücülerin %78'nin erkek olduğu görüldü. İngiltere ve Norveç'te yapılan çalışmalar da benzerdi.

c) Vardiyalı çalışan sürücüler

ABD'de 25 milyon insan vardiyalı olarak çalışmaktadır. Bu alışılmadık programlarla çalışanların %20-30'unun yorgunluk ilişkili araba kazası geçirdiği saptanmıştır. Özellikle gece vardiyasından eve dönüş tehlikeli olmaktadır.

d)Ticari araç sürücüleri

Özellikle kamyon sürücüleri yorgunluğa bağlı kazalara eğilimlidir. Kamyon sürücülerinde uyku apnesi olarak adlandırılan uyku ve solunum bozukluğu yüksek oranda görülebilir. Tüm ağır kamyon kazalarının en az %30-40'ında sürücünün yorgunluğunun, katkıda bulunan etmenlerden biri olduğu ileri sürülmektedir.

e)Tanı konulmamış uyku bozuklukları olan sürücüler

Uyku bozukluklarının kazaları arttıran bir risk etmeni olduğu bildirilmiştir. Kronik insomnia (uykusuzluk), uyku apnesi ve narkolepsi gibi aşırı gündüz uyuklamasına neden olan bozukluklar olasılıkla 30 milyon ABD yurttaşında görülmektedir. Uyku bozukluğu olan pek çok kişi tanısız ve tedavisiz kalmaktadır. Örneğin; uyku apnesi orta yaşlı erkeklerin %4'ünde, aynı yaş grubundaki kadınların %2'sinde bulunmaktadır. Bu bozukluk kaza riskini 3-7 kat arttırmaktadır.

İngiltere'de yapılan araştırmada uyku ilişkili kazaların şu kriterlerle saptandığı belirtilmiştir:

  • Sürücünün alkolmetre ve kan alkol düzeyinin yasal limitin altında olması,
  • Aracın yoldan çıkmamış ya da başka bir aracın arkasına çarpmamış olması,
  • Fren izlerine rastlanmaması,
  • Araçta mekanik bir sorun olmaması,
  • İyi hava koşulları ve görüşün açık olması,
  • Hız ve öndeki araca çok yakın kullanmak gibi nedenlerin eliminasyonu,
  • Olay yerine gelen polis memurlarının temel neden olarak uyuklamaktan kuşkulanması,
  • Kazadan hemen birkaç saniye önce sürücünün çıkış noktasını ya da çarptığı aracı açıkça görmesi.
McCartt ve arkadaşlarının 593 uzun yol kamyon şöförüyle yüzyüze yaptıkları görüşmelerde, sürücülerin oldukça büyük bir kısmının direksiyonda uyuduklarını saptamışlardır. Sürücülerin %47,1'i daha önce, %25,4'ü ise son bir yıl içinde direksiyonda uyuduklarını söylemişlerdir.

ABD'de uyku nedenli kazaların, yıllık 23.318 ölüm ve 1.907.072- 2.474.430 sakatlığa yol açan yaralanma ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bunun giderinin ise 43.15-56.02 milyar dolar olduğu sanılmaktadır.

Uyku ilişkili kazaları engellemede etkili olabilecek önlemler:

1) Yolculuk öncesi öneriler

Sürücü iyi bir gece uykusu uyumalıdır. Bireysel farklılık göstermekle birlikte, ortalama 8 saatlik bir gece uykusu gereklidir.

Uzun yolculuklar bir arkadaşla birlikte yapılabilir. Yolcular yorgunluk belirtilerini fark ederek ya da aracı sıra ile kullanarak yardımcı olabilirler.

Her 100 mil (yaklaşık 160 km) ya da iki saatte bir düzenli molalar verilebilir.

Alkol ve performansı azaltan ilaçlar kullanılmamalıdır. Alkol ve yorgunluk birbirlerinin etkilerini arttırır.
Sık olarak gündüz uyuklaması, gece uyumakta zorluk ya da her gece yüksek sesle horlama gibi yakınmalar varsa uyku bozuklukları açısından bir doktora danışılmalıdır.

2) Uykulu sürücüler için öneriler

  • Yorgunluğun uyaran işaretlerine dikkat edilmelidir.
  • Araba kullandığı son birkaç kilometreyi anımsamıyorsa,
  • Yolda sağa-sola sapıyor ya da yolda ya da yol kenarında bulunan, sürücüyü hız ve yol sınırı açısından uyaran bariyerlere çarpıyorsa,
  • Dalıyor ya da dikkatini toplayamıyorsa,
  • Sık sık esniyorsa,
  • Gözlerini açık tutmakta zorlanıyorsa,
  • Önünüzdeki arabaya çok yakın kullanıyor ya da trafik işaretlerini kaçırıyorsa,
  • Başını tutmakta zorlanıyorsa,
  • Aracı ani duruş ve kalkışlarla sarsa sarsa kullanıyorsa uyuma tehlikesinin olduğunu bilmelisiniz.
  • Yalnızca radyoyu açmakla yetinmeyin, pencereyi de açın ve onu uyanık tutmak için diğer "numaraları" deneyin.
  • Mola vermek için güvenli bir yer bulun
  • Trafikten uzak, güvenli bir alana gidin ve kısa bir süre (15-45 dakika) uyumasını sağlayın.
  • Eğer gerekiyorsa kısa süreli uyanıklık için kahve başka kafeinli içecekler alın (kafeinin kan dolaşımına geçmesi yaklaşık 30 dakika alır).
3) Yol değişiklikleri Anayollardaki hız kesici ve yol kenarını belirleyen bariyerler sürücüyü yoldan çıktığı an uyarabilir. Tekerlekler bu bariyerlere çarptığında oluşan sarsıntı ve gürültü anayollardaki, aracın yoldan çıkmasına bağlı kazaları önlemede oldukça etkili olabilir. Kazalardaki kesin azalma bilinmemekle birlikte çalışmalar %15-70 oranında azalma bildirmektedir. Sürücü bu bariyerlere çarptığında yorgun olabileceğini düşünerek dinlenmelidir.

Hazırlayan:Prof. Dr. İ. Hamit Hancı, Ege Ü. Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı -Trafik Gönüllüleri Derneği Başkanı
Dr. Burcu Eşiyok, Osmangazi Ü. Tıp Fak. Adli Tıp AD

Türkiye’de satılan zayıflama haplarının çok azının sağlık bakanlığından onaylı olduğunu düşünürsek kullanılan ve genellikle doğal diye tabir edilen bu haplar ne kadar sağlıklı olabilir?

Piyasada halka satılan çoğu ürün doğal ve bitkisel adı altında satılıyor fakat uzmanlar bu ilaçların aksine kimyasal ve hatta öldürücü olduğu konusunda uyarıyor. Zayıflama ilaçları genelikle gıda takviyesi olarak tanımlıyor kendini; fakat bu ilaçlar beyindeki yeme isteğini azaltıp insanın iştahını kesiyor ve bu şekilde kilo vermeye sebep oluyor. İştah kesici madde olan sibutramin’in bu ilaçlarda yüksek dozda kullanılması ise ölümcül olabiliyor.

Doğal etiketiyle satılan bu ürünlerin bir çok yan etkisi olabiliyor. Genel olarak görülen yan etkileri arasında; tansiyon yükselmesi, ağız kuruluğu ve kabızlık var. Ayrıca kalp krizlerine yol açıyor ve ölümlere sebebiyet verebiliyor.

Yine de zayıflama ilaçlarına gereksinim duyanlar için doktor kontrolünde ve sağlık bakanlığının onay verdiği ilaçlardan kullanmalarını tavsiye ediyoruz.