728x15 link reklam alanı

Ağız kokusunu önleme

Siz de konuşurken elinizle kapatma ihtiyacı duyuyorsanız, insanlar siz konuşurken geriye çekiliyorsa hemen harekete geçmeli ve kokunun nedeni her ne ise ortadan kaldırılması için destek almalısınız. Ağzınızın kokup kokmadığını tespit etmeniz zor değil, eşinize dostunuza sorarak bile koku olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Ancak net bir sonuç alabilmek için hekimler bazı cihazlardan destek alırlar. Bu iş için geliştirilmiş gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar. Halitozis adı verilen ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerin hidrojen sülfür içerikli ürünlerinden ortaya çıkar. Ağız sağlığına ve hijyenine yeterince dikkat etmeyen bireylerde hidrojen sülfür üreten bakteri sayısı artar bu da kötü kokuya neden olur. Nefesin kötü kokması genellikle ağız içinden kaynaklanır. Ağızdaki bir enfeksiyon, dişeti hastalıkları veya ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kötü kokulara neden olurlar. Ancak koku sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balık kokusu), karaciğer ve metabolizma bozuklukları da ağız kokusuna sebep olurlar. Ağız kokusundan kurtulmanın ilk adımı, kokunun kaynağının tespit edilmesidir. Kokunun nedeni bulunduktan sonra ise tedavisi yapılır. Nefesiniz ağız içi kaynaklı bir nedenden kötü kokuyor ise yolunuz mutlaka bir diş hekiminden geçmelidir. Diş hekimi, tüm çürüklerinizi, varsa diş eti hastalığınızı tedavi edecek. Diş taşlarınızı temizleyecek, gömük ve yarı gömük 20 yaş dişlerinizi çekecektir. Ağız içinden kaynaklanan kokuların yüzde 90′nı başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bunun i&ccedi...

19 08 2008 / Devamı

Kanserle savaşan yiyecekler

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20′den fazla azaltıyor. ABD’nin önde gelen sağlık ve tıp yazarlarından Dr. Maggie Greenwood-Robinson kaleme aldığı ”Kanserle Savaşan Yiyecekler” adlı kitabında kanser ve beslenme ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına yer veriliyor. AICR’ye göre, günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini yüzde 20′den daha fazla düşürüyor. Kitapta, kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor. ”Gelecekte kanserle savaş çabalarının ‘mucize haplar’ yerine diyetsel ayarlamalar etrafında döneceği” vurgulanan kitapta, doymuş ve trans yağların; prostat, kolon ve göğüs kanserleriyle ilişkili olduğuna işaret ediliyor. Kitapta, beslenmede kırmızı et ve hayvansal yağlarda bulunan doymuş yağlar ile katı margarin ve katı yağlar olarak bilinen trans yağların hücre zarlarına zarar verdiği, bu nedenle de hücreleri istilacılara karşı koruyamadıklarına işaret edilerek, beslenmede yağ oranının mutlaka düşürülmesinin önemine değiniliyor. ”Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması” önerilen kitapta, ”Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70′e kadar azalır” deniliyor. Yiyecekler: Aynı kitapta yer alan kanser türleri ve buna karşı koruyucu yiyecekler de şöyle: Mesane: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri. Göğüs: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday ...

19 08 2008 / Devamı

Dikkat çekme hastalığı

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asena Akdemir, ”dikkat çekme hastalığı”nın ilgi bekleyen ve fark edilmek istenen kadınlarda daha fazla görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Akdemir, İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen ”Psikiyatrik Aciller” konferansında, konversiyon bozukluklarının organik neden bulunmaksızın ortaya çıkan bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik bir durum olduğunu belirtti. ”Dikkat çekme hastalığı” olarak da bilinen konversiyon rahatsızlıklarının gelişmiş ülkelerde ve eğitim düzeyi yüksek kişilerde daha az görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Akdemir, bu hastalara kesinlikle ”Senin bir şeyin yok” denilmemesi gerektiğini kaydetti. Konversiyon bozukluğu olan kişilerin genellikle kalabalık yerlerde ve kendisine ilgi gösterilmediği durumlarda fenalaştığını belirten Prof. Dr. Akdemir, şöyle konuştu: ”Bozukluk kadınlarda daha fazla görülüyor. Örneğin, futbol maçının olduğu gün, konversiyon bozukluğu teşhisi ile hastaneye birçok kadın kaldırılıyor. Bunun en büyük nedeni, erkeklerin maç izlediği sırada eşine ilgi göstermemesi, onu dikkate almaması. Rahatsızlık, ilgi bekleyen ve fark edilmek istenen kadınlarda daha fazla görülüyor.” Prof. Dr. Akdemir, konversiyon bozukluğunun çok ciddi bir rahatsızlık olduğunu ve ciddi terapi gerektirdiğini söyledi....

19 08 2008 / Devamı





Copyright © Bilgi Deposu - Sitemap - Arşiv